| |

Hedef Resort Otel
Herşey Dahil
Alanya
(+90 242) 565 04 44

Grand Haber Otel
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 814 68 00

First Class Hotel
Herşey Dahil
Alanya
(+90 242) 526 25 07

Doğanay Beach
Club
Herşey Dahil
Alanya
(+90 242) 565 14 35

Daima
Resort
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 824 64 64

Club Hotel Falcon
Herşey Dahil
Lara
(+90 242) 323 06 40

Alatimya Village
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 814 69 00

Meder Resort
Hotel
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 814 60 00

Adam&Eve
Herşey Dahil
Belek
(+90 242) 710 14 00

The
Maxim Resort Hotel
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 814 70 00 |
Alanya Antalya :
Antalya Alanya Tarihçesi
Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz'in bulunduğu küçük bir
yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki
çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de Klikya olarak
anılmıştır.
Alanya'nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof
Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer
alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst
Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını
göstermektedir.
Alanya'nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz
bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans
döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY.' da Anadolu Selçuklu
Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat'ın (1200-1237) kaleyi alması ile
şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret
eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. Korekesium'dan İlk kez bahseden
M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax'dır Bu dönemde bölge
Anadolu'nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği
altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep,
İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde
kentten bahsetmektedirler.
Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda
arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış, akınlara
karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle
Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7. yüzyıla
tarihlenmektedir.
Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya
Kalesi'nde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart' ı 1221
yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına
burada bir saray yaptırmıştır. Selçuklu'lar başkent Konya'nın yanısıra
Alanya'yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar
faaliyetlerinde bulunmuşlardır.
1243'deki Moğol saldırıları 1277'de Mısır Memlüklülerinin Anadolu'ya
girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti
parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beş bin altın
karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih
Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır.
Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864
yılında ise, Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya'ya
bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur.
Coğrafya
Alanya üçüncü zaman mahsûlü olarak Torosların bir parçasını teşkil eden
250 m. yükseklikte bir yarımada fay sistemi ile Torosların ayrılan
bugünkü kıyı düzlüğünden oluşmuştur. Kıyı düzlüğü zamanla Sak, Oba ve
Dimçaylarının getirdiği aliviyonlarla dolarak bugünkü durumu almıştır.
Birinci zaman teşekkülü olan, şist arazi üstüne oturan Toroslar mavi
siyah kalkerlerden oluşmuştur. Alanya bu durumdan dolayı deprem bölgesi
dışında kalmaktadır. Alanya, Antalya -Mersin Karayolunun 135. km'sinde
kurulmuş olup, tarihi dönemlerde iskan edilen yarımadanın önemi daha
sonraki dönemlerde azalmış ve iskan Toros dağları ve deniz arasındaki
dar kıyı şeridine kaymıştır. İlçe Manavgat, Göndoğmuş, Hadım(Konya) ve
Gazipaşa ilçeleri ile çevrili olup, yüzölçümü 1582 km2'dir.
Akdeniz ikliminin en belirgin özelliği Alanya'da görülmektedir. Kışlar
ılık ve yağışlı; yazlar sıcak ve kuraktır. Yeraltı suyu bakımından
zengindir. Sınırları içerisinde Oba çayı, Kargı çayı, Sedire çayı ve Sak
suyu gibi akarsuları vardır. Bu sular tarımda da kullanılmaktadır. Dar
sahil şeridinde, muz, narenciye, seracılık ve sebzecilik çok
gelişmiştir. Bitki örtüsü 750 - 1000 metreye kadar makilik, bodur
ağaçlar, 1000 metreden sonra Karaçam ve Sedir ormanları görülür. Bu
güzel coğrafi yapı ve tarih Alanya'nın bir turizm merkezi olması
sağlamıştır.
Ekonomik ve Sosyal Yapı
Sosyal Durum
İlçe merkezinde yaşayan halk yenilikleri hemen kabul edip iyi yaşamayı
benimseyen bir anlayışa sahip olduğu halde, köylerde özellikle orman içi
köylerinde bu anlayışa daha az rastlanır. İlçe merkezlerinde bir Devlet
Hastanesi, Sağlık Ocağı, Verem Savaş Dispanseri, Aile Planlaması ve
Çocuk Sağlığı merkezi, SSK. Dispanseri, Avsallar, Mahmutlar, Yeşilöz,
Oba, Okurcalar, Demirtaş, Payallar, Türkler, Keştel'de birer Sağlık
Merkezi ile İlçe Merkezinde iki adet Özel Hastane bulunmaktadır. Sağlık
Hizmetleri çalışmaları 225 civarında sağlık çalışanı ile
sürdürülmektedir. 1985 yılından sonra İlçe merkezinde yapılaşma
hızlanmış olup, çok katlı binalara imar izni verilmiştir. İlçemizde yaz
turizmi ile birlikte sosyal yaşantı canlanmıştır.
Nüfus Durumu
İlçe nüfusunun % 33.4 ü ilçe merkezinde; % 66.6 sı ise kasaba ve
köylerde yaşamaktadır. 1997 yılı nüfus sayımlarına göre Alanya'nın
222.029 kişi olan nüfusu, 2000 yılı nüfus sayımlarına göre % 19 luk bir
artışla 264.240 kişiye yükselmiştir.
İdari Durum
İlçe merkezi, 16 belde ve 69 köyü bulunmaktadır
Eğitim
Bölgede okuma yazma oranı yüksektir. Halkın %96,21'i okuma yazma bilir.
İlçede (13) lise ve dengi okul, (18) İlköğretim okulu ve yabancı dil ile
eğitim yapan (2) Özel Okul, (1) Anadolu Lisesi, (4) Özel Lise, (1)
Çıraklık Eğitim Merkezi, (1) Halk Eğitim Merkezi, (1) Rehberlik ve
Araştırma Merkezi, (1) Akdeniz Üniversitesine bağlı Teknik Bilimler
Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır.Ayrıca köy ve belde ilköğretim
okullarının sayısı (125)dir.
İlçemizde 2002-2003 Öğretim yılı sonunda Ö.S.S.Sınavına giren lise ve
dengi okullarımıza ait 1.416 öğrenciden 160-185 Puan arası 504 öğrenci,
185 ve üstü puan arası 258 öğrenci, 716 üstü puan almış, 258 öğrenci de
yerleştirilmiştir.
İlçemizde 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa göre faaliyet
gösteren 2 Adet Özel İlköğretim Okulu, 4 Adet Özel Lise, 9 Adet
Dershane, 4 Adet Motorlu Taşıt Sürücü Kursu, 2 Adet Bilgisayar Kursu, 1
Adet Etüd Eğitim Merkezi, 3 Adet Yabancı Dil Kursu bulunmaktadır.
Dershanelerimizde toplam 9 Müdür 104 Adet Öğretmen, 21 Adet memur, 10
Adet Hizmetli olmak üzere toplam 158 Adet Personel görev yapmaktadır.
2003 yılında bu dershanelerimize 2154 civarında öğrenci kayıt yapmış ve
eğitim almıştır.İlçemizde 3146 öğrenci de Özel okullarda öğrenim
görmektedir.
İlçemizde 4 Adet Motorlu Taşıt Sürücü Kursu faaliyet göstermektedir. Bu
kurslarımızda toplam 4 Adet Müdür 112 Adet Öğretmen ve Usta Öğretici, 5
Adet Memur, 4 Adet Hizmetli olmak üzere toplam 125 Adet personel hizmet
vermektedir. 4 Adet olarak faaliyet gösteren bu kurslarımız
Müdürlüğümüzce periyodik olarak denetlenmekte ve eksiklikler ve
aksaklıkların giderilerek daha iyi bir eğitim verilebilmesine
çalışılmaktadır.Söz konusu sürücü kurslarının sınavları ilçemizde
yapılmakta olup son iki sınav ilimizde yapılmıştır. Bu kurslarımızdan
kuruluşlarından bu yana toplam 44.763 Kişiye sınavlar sonucu sertifika
verilmiştir.
İlçemizde 22 Adet Öğrenci Yurdu bulunmaktadır. Bu yurtlarımız her ay
Kaymakamlık Makamından alınan olur ile oluşturulan Milli Eğitim
Müdürlüğü Şube Müdürü başkanlığında Emniyet, Doktor ve Müftülük
mensuplarından oluşan komisyonca denetlenerek rapor hazırlanmaktadır. Bu
yurtlarımızın toplam öğrenci kontenjanları 2115 olup, 1550 erkek, 565
kız öğrencilere aittir. 2002-2003 eğitim öğretim döneminde toplam 1005
Adet öğrenci barındırılmaktadır. Bu yurtlarda barınan öğrencilerin
iaşeleri yurt Müdürlüklerince karşılanmaktadır.
Ayrıca 2002 yılında Alanya Kaymakamlığınca Apart Otel kiralanarak kırsal
kesimden gelen ortaöğretim kurumu öğrencilerine hizmet verilmiştir. Aynı
hizmet 2003-2004 yılında da Çıraklık Eğitim Merkezi Uygulama Otelinde
masrafları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından karşılanmak
üzere devam etmektedir.
2003 yılı yatırım programında İlçemizde 1 adet MİLO okulu 3 Adet
İlköğretim okulu devlet yatırımı olarak yapılmış ayrıca İlçe Merkezine
42 derslikli 2 İlköğretim okulu hayırseverler tarafından yapılmıştır.
2004 yılı için 1 hayırsever tarafından lise yapımı devam etmektedir.
İlçemizde ilköğretim okulları bazında ilçe merkezinde 304 derslikte
12538 öğrenci öğrenim görmekte ve ortalama her sınıfta 42 öğrenci
okumaktadır. Liseler bazında 236 derslikte 7890 öğrenci öğrenim görmekte
ve ortalama her sınıfa 34 öğrenci okumaktadır. Köyler ve kasabalarda 591
derlikte 17569 öğrenci öğrenim görmekte ve her sınıfa 30 öğrenci
okumaktadır. Toplam 37997 öğrenci 1131 derslikte ortalama her sınıfa 34
öğrenci düşecek şekilde öğrenim görmektedirler.
Ekonomik Durumu
Alanya'nın ekonomisi 1960 yılına kadar kapalı bir yapıya sahiptir. Bu
zamana kadar ancak orman ürünlerinden sedir kerestesini tarih boyunca
gemi yapımında kullanmak üzere deniz yolu ile Mısır'a gönderdiği
bilinmektedir.
1960 yılından itibaren Antalya-Mersin Karayolunun açılması ile tarım
ürünlerinin diğer şehirlere ve dış ülkelere gönderilmesi ve turizm
hareketinin başlaması sayesinde İlçe ekonomisinde önemli gelişmeler
olmuştur.
Devlet ve halk sulaması Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Alanya Meyvecilik
Üretme İstasyonu arazi varlığı, 1998 yılında yetiştirilen fidan miktarı
ve türleri aşağıda gösterilmiştir.
Hayvancılık tarım sektöründe ikinci planda kalmaktadır. Sahil köylerine
sığır ve koyun, orman içi köylerde kıl keçisi beslenmektedir.
Tarımın geliştirilmesinde üreticilere T.C. Ziraat Bankası'nca:
2.138.223.000.000.TL kredi kullandırılmıştır.
Doğal kaynaklarımız arasında ormancılık önemli bir yer almaktadır. 1998
yılı orman üretme ve karşılığında elde edilen gelir ile orman
ağaçlandırma çalışmaları ve orman ürünleri miktarı bakımından
22.788.668.791.- TL gelir elde edilmiştir.
Turizm hareketi İlçemizde Antalya-Side-Mersin Karayolu'nun açılması ile
önem kazanmış ve hızla gelişmiştir.
Alanya'da turistik belgeli ve Belediye denetimli konaklama tesisleri
mevcuttur. İlçeye gelen turistlerden 1999 yılı içerisinde 431 milyar
dolar döviz geliri elde edilmiştir.
Turizm
ALANYA KALESİ
Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250
metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir... Kandeleri adıyla da
bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle
birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir.
Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı
Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140
burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi
sağlamak üzere 400'e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı
günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek,
İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat
Burcu'nu inerek Tophane ve Tersane'yi geçip Kızılkule'de son bulacak
şekilde inşa edilmiştir. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak
değerlendirilen İçkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını
burada yaptırmıştır. Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve
kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma
yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde
otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve
limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt
trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.
* KIZILKULE
Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu
eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından
Sinop Kalesi'ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani'ye
yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş
blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla
yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik
çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir
duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29
metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek
aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı
güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç
bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi
korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla
kullanılmıştır. 1950'li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete
açılarak birinci katı Etnoğrafya Müzesi'ne dönüştürülmüştür.
* TERSANE
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kenti almasından altı yıl sonra
Kızılkule'nin yakınında 1227'de yapımına başlanmış ve bir yılda
bitirilmiştir. Kemerli beş gözden oluşan tersanenin denize bakan cephesi
56.5 metre, derinliği 44 metredir. Tersane için seçilen yer, gün
ışığından en fazla yararlanılacak şekilde planlanmıştır. Tersanenin
giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubat'ın armasını taşır ve rozetlerle
süslüdür. Alanya Tersanesi, Selçukluların Akdeniz'deki ilk tersanesidir.
Daha önce Karadeniz'de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin Keykubat,
Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı” unvanını almıştır. Tersanenin
bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunur. Gözlerden
birinde de zaman içinde körlenmiş bir kuyu vardır. Denizden teknelerle
ya da Kızılkule'nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersane'ye
giriş ücretsizdir.
* TOPHANE
Tersane'nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde bir kayaya
tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane vardır. 1227 yılında kesme
taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda
savaş gemileri için top döküldüğü bilinmektedir. Tersane ve Tophane'nin
Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir Denizcilik
Müzesi'ne dönüştürülmesi için çalışmalar sürmektedir.
* EHMEDEK
Kale'nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine
Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş
kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Adını,
Selçuklu döneminin inşaat ustası “Ehmedek”ten aldığı sanılmaktadır. Üçer
kuleli iki bölümünden oluşan orta kale, kara saldırılarına karşı
stratejik bir yerde ve aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç
kaleyi de koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen duvarları
Bizans döneminde kayalardan yontularak yapılmıştır. Orta kalenin
içindeki üç sarnıç günümüzde de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında
Selçuklu döneminden kalma gemi resimleri vardır.
* SÜLEYMANİYE CAMİSİ
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından kentin yeniden
düzenlenmesi sırasında 1231 yılında kalenin zirve kısmında, İçkale'nin
hemen dışında yaptırılmıştır. Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve
16. yüzyılda Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar
yaptırılmıştır. Tek minareli cami, Alaaddin, Kale ya da Süleymaniye
adıyla anılır. Yapı moloz taştan ve kare planlıdır. Sekizgen kasnak
üzerine, kiremitli bir kubbesi vardır. Kubbenin askılık görevi üstlenen
kısmına akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir. İbadet
sırasında bu özellik ortaya çıkmaktadır. Son cemaat yeri, dört ayak
üzerine kiremitli üç kubbe ile örtülüdür. Kapı ve pencere kapakları
Osmanlı döneminin ahşap oyma işçiliğinin güzel bir örneğidir.
* BEDESTEN
Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14. ya da 15. yüzyılda
Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılmaktadır.
Kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır... 26 odası vardır ve 13
metre genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir. Tarihi bina
günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır... Avluya
açılan orta çağ dükkanları, otel odası olarak düzenlenmiştir. Bahçe
kısmında, merdivenle inilen büyük bir sarnıç vardır. Bahçenin manzarası,
bir yanıyla yukarıdaki kale surlarına, aşağıdaki Akdeniz'e ve kumsala
bir yanıyla da Toros dağlarına hakimdir. Bedesten, işletmecisinden izin
alınarak gezilebilir.
* DARPHANE
Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan
Cilvarda burnu üzerindeki yapılardır. Halk arasında “darphane” olarak
anılmasına karşın kesme taştan inşa edilmiş binalarda para basılması söz
konusu değildir. 11. yüzyıldan kalma taş yapılardan biri küçük bir
kilisedir, diğerlerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı
yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde
bir de sarnıç vardır. Cilvarda burnundaki yapılar topluluğuna İç
Kale'den kayalara oyulmuş basamaklarla bir yol bulunmasına karşın yol
günümüzde kullanılamaz durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve
tehlikelidir. Gerek İç Kale'den seyredildiğinde gerekse denizden
teknelerle burnu dönerken, etkileyici bir görüntüsü vardır.
* AKBEŞE SULTAN MESCİDİ
Kale içinde, Bedesten'in batısında, Süleymaniye Camisi'nin 100 metre
kadar ilerisindedir. Alaaddin Keykubat'ın Alanya Kalesi'ndeki ilk
kumandanı Akşebe Sultan tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Dışı
kesme taş, içi ve kubbesi tuğla örülüdür. Kare planlı ve iki odadan
oluşur. Odalardan biri mescit, diğeri Akşebe Sultan'ın mezarının
bulunduğu türbedir. Türbede, üç mezar daha vardır. Eski kalıntılardan
mescidin apsisinin çinili olduğu anlaşılmaktadır. Kitabesinde “Tanrı
yerin ve göklerin gaiblerini bilir. Allah'ın mescitlerini ancak O'na ve
ahiret gününe inananlar imar ederler. 1230 yılında yüce sultan
Alaaddin'in günlerinde Tanrı'nın rahmetine muhtaç zayıf kulu Akbeşe
yaptırdı” yazmaktadır. Mescidin birkaç metre uzağında moloz taştan kaide
üzerinde tuğla gövdeli silindirik bir minaresi bulunur. Şerefe kısmında
biten minarenin ilginç bir görüntüsü vardır.
* ANDIZLI CAMİ
Tophane Mahallesi'ndedir. Adını hemen yanındaki andız ağacından alan
cami 1277 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılmıştır. Emir
Bedrüddin Camisi de denir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini
taşır. Kesme taştandır, yüksek olmayan bir minaresi vardır. Minberi,
Selçuklu tahta oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini
yansıtır. Camiye, Kızılkule'nin yanından aşağı kapı yoluyla gidilir.
* SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ
Kale'ye çıkan yol üzerinde, büyük bir kayanın üzerindedir. Selçuklu ya
da Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Yapı, kare planlı ve
kubbeli iki odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka
vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi, binanın Bektaşi tekkesi
olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kanuni
Sultan Süleyman dönemi Osmanlı vakıf defterlerinde türbeye ait vakfın
adı “Sitti Zeynep bin't Zeynülabidin” olarak geçmektedir. Türbede mezarı
bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Türbenin bulunduğu
kayanın içine antik çağda ikişer metre uzunluğunda üç lahit oyulmuştur.
Antik mezarlar, bir dönem su deposu olarak kullanılmıştır.
* HIDRELLEZ KİLİSESİ
Alanya merkezine 10 kilometre uzakta Hacı Mehmetli Köyü sınırları içinde
Hıdır İlyas mevkiindedir. Akdeniz'e gören bir yamaç üzerine 19. yüzyıl
başında kurulduğu sanılan kilise, günümüzde de Hıristiyan ve Müslüman
ziyaretçiler tarafından ibadet amacıyla kullanılmaktadır. Çatısı kagir,
duvarları taş ve küçük bir apsisi olan kilise dikdörtgen planlıdır.
Kilisenin içinde ahşap süslemeli bir ara kat vardır. Duvarlardaki
freskolar bozulmuştur. Kilisenin 1873 yılında onarım gördüğü
kitabesinden anlaşılmaktadır. Alanya Müzesi'nde sergilenen kitabe, Grek
abecesi ile Türkçe (Karamanlıca) yazılmıştır. Kilise, Alanya'da yaşayan
ve Türkçe konuşan Ortodoksların 1924 yılındaki mübadelede Yunanistan'a
gitmeleriyle kapanmıştır. Yanında su kaynağı bulunan Hıdrellez
Kilisesi'nin bir adı da Agios Georgios Kilisesi'dir. Kilisenin
benzerlerine Antalya Kaleiçi'nde de rastlanmaktadır. Ören yerine giriş
ücretsizdir.
* ŞARAPSA HANI
Alanya'nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu üzerinde 13.
yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246 yılları arasında Selçuklu Sultanı
olan Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde
kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın araziye inşa edilen
yapının duvarları iri kesme taşlarla örülüdür. Orta çağın önemli
konaklama merkezlerinden bir olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi
olarak kullanılmaktadır.
* ALARA KALESİ
Alara Kalesi, Alanya'nın 37 kilometre batısında, denizden 9 kilometre
içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232 yılında
yaptırılmıştır. İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi, Alara Çayı
kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini sağlamaktır. Kale
200 metreden 500 metreye kadar çıkan sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur.
Görkemli bir görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır. 120
basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine girilir. Ören yeri olarak
düzenlenerek ziyarete açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat
etmek gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller yapılmıştır.
Kalıntılar arasında küçük bir saray, kale görevlilerinin odaları, cami
ve hamam vardır. Surları ve patikaları izleyerek Alara Kalesi'nin
zirvesine çıkmak isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları
ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki manzara ise
yorgunluğa değecektir.
* ALARAHAN
Alara Kalesi'ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı
kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine
kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl
önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak
kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini
korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara
açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın
içinde çeşme, mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya
çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat,
Alanya'daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin sultanı, Arap ve
Acem ülkesinin sahibi” olarak nitelerken, Alarahan'daki kitabesinde
“Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” unvanını da almıştır.
Alarahan'a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı'nın
kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis
yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir.
* KARGI HAN
Alanya'nın batısında, Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın kitabesi
olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur. 46 metre eninde, 50
metre boyunda taş yapıdır. Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde
Akdeniz ile İç Anadolu'yu bağlayan yol üzerinde, Kesikbel mevkiinde
kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Odalarının hepsinin
tavanında hava bacaları bulunmaktadır ve odalar orta avlunun etrafında
sıralanmıştır. Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri
bulunur. Yapı harap durumdadır.
MÜZELER:
Alanya'da dört müze vardır. Bunlar Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi,
İçkale Müzesi ve Atatürk Evi Müzesi'dir. Tüm müzeler, Alanya Müze
Müdürlüğü'ne bağlıdır ve ücretle gezilir. Öğle tatili dışında müzeler
haftanın her günü ziyarete açıktır. Alanya'nın en değerli eseri
Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Herakles heykelidir. Limandaki Kızılkule,
Etnografya Müzesi olarak düzenlenmiştir. Alaaddin Keykubat'ın 13.
yüzyılda kenti yeniden kurarken kalenin zirvesinde sarayını yaptırdığı
İçkale müze olarak ziyaret edilmektedir.
* ARKEOLOJİ MÜZESİ
Alanya Arkeoloji Müzesi, Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nden
getirilen Tunç Çağı, Urartu, Frig ve Lidya dönemine ait eserlerle 1967
yılında açılmıştır. Sonraki yıllarda, bölgedeki kazı çalışmalarından
çıkan eserlerle müze genişlemiş ve zenginleşmiştir. Müzenin arkeoloji ve
etnografya bölümleri vardır. Arkeoloji bölümünde Alanya çevresinde
bulunarak sergilenen en eski tarihli eser, İsa'dan önce 625 yılına ait
Fenike dilinde bir taş yazıttır. Müzenin en önemli eseri ise mitolojide
dramatik bir öyküsü olan Herakles'in heykelidir. İsa'dan sonra 2.
yüzyıla tarihlenen bronz döküm Herakles heykeli ayrı bir salonda
sergilenmektedir. Alanya Arkeoloji Müzesi'nde Arkaik, Klasik,
Hellenistik, Roma, Bizans dönemine ait bronz, mermer, pişmiş toprak, cam
ve mozaik buluntularla zengin bir kül kutuları ve sikke koleksiyonu
vardır. Yanı sıra Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Türk-İslam
eserleri bulunmaktadır. Etnografya bölümünde Alanya çevresinden derlenen
ve bölgenin folklorik özelliklerini yansıtan, yörük kilimleri,
alaçuvallar, heybeler, giysiler, işleme örnekleri, silahlar, günlük
kullanım kapları, takılar, el yazmaları ve yazı takımları gibi objeler
ile eski bir Alanya evine ait günlük oda sergilenmektedir. Ayrıca, müze
bahçesinde de Roma, Bizans ve İslami dönemlere ait taş eserler vardır.
Haftanın her günü açık olan müzeye giriş ücretlidir.
* ETNOGRAFYA MÜZESİ
Limanda 13. yüzyıldan kalma bir Selçuklu eseri olan Kızılkule aynı
zamanda Etnografya Müzesi'dir. Beş katlı kulenin giriş ve birinci katı
müze olarak düzenlenmiştir. Müzede Alanya yöresine özgü halı, kilim,
giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı aletleri, aydınlatma aletleri,
dokuma tezgahları ile Toroslar'daki yörük Türkmen kültürünü yansıtan
çadır gibi etnografya eserleri sergilenmektedir. Tarihi yapıda zaman
zaman resim sergisi, klasik müzik konseri gibi kültür ve sanat
etkinlikleri de yapılmaktadır. Kulenin en üst katından kentin doğu
yakasının panoramik manzarası ile tarihi yarımadanın yerleşim dokusu
seyredilmektedir. Ayrıca kuleden surlara geçiş yapılabilmekte ve tarihi
dokunun içinde yürünebilmektedir. Kızılkule'ye giriş ücretlidir.
* İÇKALE MÜZESİ
Akdeniz'e uzanan yarımadanın zirvesinde ve tarihi kalenin içindedir.
Uzun yıllardır sürdürülen kazı çalışmaları ile Selçuklu Sultanı Alaaddin
Keykubat'ın görkemli sarayının varlığı belirlenmiştir. Kazı çalışmaları
devam etmektedir. İçkale'deki saray kalıntısının hemen karşısında Bizans
dönemine ait küçük bir kilise bulunur. Aya Yorgi ya da Hagios Georgios
kilesinin 6. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Yonca planlı kilise,
İçkale'de Selçuklu dönemine ait olmayan tek yapıdır ve Selçuklu'nun
farklı dinlere gösterdiği hoşgörünün bir kanıtı olarak günümüze kadar
gelmiştir. Kilisenin iç duvarlarında seyrek de olsa fresk izlerine
rastlanmaktadır. İçkale'de Seyirlik denen kısımdan, yukarıda Toroslar ve
aşağıda Alanya'nın batı kıyısı seyredilir. İçkale'nde bir uçurumun
üstündeki sarnıç, Adam Atacağı olarak anılır. Efsaneye göre, ölüm
cezasına çarptırılanların buradan denize üç taş atmasına izin verilir,
taş yamaca takılmadan denize ulaşırsa cezası affedilir, aksi halde suçlu
bir çuvala konularak uçurumdan aşağıya atılırmış. 15 metre derinlikteki
sarnıcın da zindan olduğu söylenir. İçkale'deki mekanlardan birinde
düzenlenen salonda resim sergileri açılmaktadır. İçkale'ye giriş
ücretlidir.
* ATATÜRK EVİ MÜZESİ
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 18 Şubat
1935'te Alanya'ya yaptığı ziyaret sırasında bir süre kaldığı evdir. Ev,
sahibi Tevfik Azakoğlu tarafından Kültür Bakanlığı'na bağışlanarak 1987
yılında müze haline getirilmiştir. 19. yüzyıl Türk mimarisinin
özelliklerini yansıtan bahçe içinde üç katlı binanın giriş katında
Atatürk'ün kişisel eşyaları, fotoğraflar, Atatürk'ün Alanyalılara
gönderdiği telgraf ve diğer tarihi belgeler sergilenmektedir. Üst katın
odaları ise geleneksel bir Alanya evinin etnografik eşyalarıyla
donatılmıştır. Kent merkezindeki Atatürk Evi Müzesi'ne giriş ücretlidir
ANTİK KENTLER:
Alanya'nın doğu batı ekseninde birçok antik kent kalıntısı vardır. Bir
kısmı kıyıda, bir kısmı sarp yamaçlarda kurulmuş kentler Pamfilya ile
Kilikya bölgesi kentleridir. Kalıntılar, bölgelerin karakteristik
özelliklerini yansıtır. Alanya Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen taştan
yontulmuş kül kutuları Kilikya bölgesinin ölü gömme kültürünü yansıtır.
Ören yeri olarak koruma altında tutulan ve bazılarında kazı çalışmaları
devam eden antik kentlere giriş ücretsizdir. Çevredeki kalıntıları
gezmek isteyenlerin, taşlık arazide ve yaban otlarına arasında bazen
uzun yürüyüşler yapacaklarını dikkate alarak ayakkabı seçmelerinde ve
yaz günlerinde yanlarında su bulundurmalarında yarar vardır.
* COLYBRASSUS
Alanya'nın 30 kilometre kadar kuzeybatısında ve Toroslar'da Roma
döneminden kalma bir kenttir. Çevreye dağılmış durumdaki çok sayıda
yazıt, kent tarihine ilişkin önemli bilgiler içermekle birlikte
ayrıntılar henüz gün ışığına çıkmamıştır. Günümüze kadar ayakta kalan
kalıntılar arasında köşe başlığı İon tarzında tapınak, nekropoldeki
lahitler ve bir kayaya oyulmuş mezar sayılabilir. Kaya mezarın cephesi
anıtsal bir görüntüdedir. Tek mekandan oluşan mezar odasına 18 basamaklı
bir merdivenle çıkılır ve girişin üstü basık kemer şeklinde yontularak
içi Medusa başı ile süslenmiştir. Kemerin iki yanı ise kartal
motiflidir. Kentte ayrıca odeon, kuleli kent duvarları, eksedra, konut
kalıntılarından örnekler görülebilir. Ören yeri ücretsiz gezilmektedir.
Antik kentin bir adı da Ayasofya'dır.
* HAMAXIA
Alanya'ya 12 kilometre uzaktadır. Antik çağda Pamfilya bölgesi içindeki
kent için dönemin coğrafyacısı Strabon, gemi yapımında kullanılan sedir
ağaçlarının bol olduğunu yazar. Kentin, Roma öncesi yerleşime açıldığı
sanılmaktadır. Dağlık arazideki kentin en tepe noktasında rektogonal
taşlardan yapılmış bir kulenin varlığı söz konusudur. Hellenistik
dönemin özelliklerini de taşıyan kentin önemli kalıntıları arasında
önünde havuzu ile antik bir çeşme vardır. Yarım daire planlı, oturma
sıraları halen ayakta duran ve yazıtlarla donatılmış geniş bir eksedra,
dini yapı kompeksi ve nekropol kentin öteki kalıntıları arasında
sayılabilir. Kentte bulunan yazıtlardan birinde haberci tanrı Hermes'in
sembolü Kaduceus'un işlenmiş olması, Hermes adına bir tapınağın
varlığının göstermektedir. Kent, İsa'dan sonra 2. ve 3. yüzyıllarda
Korakesion'a (Alanya) bağlı olarak varlığını sürdüren küçük yerleşimdir.
Ören yerine giriş ücretsizdir. Kentin deniz tarafına bakan yamacından
Alanya manzarası çok güzeldir. Akdeniz'de pusun olmadığı havada 100
kilometreden uzun kıyı şeridinde Gazipaşa'dan Manavgat'a kadar uzanan
bölgeyi seyretmek olasıdır.
* SYEDRA
Alanya'nın 20 kilometre doğusundadır. Alanya Müzesi'nin yaptığı kazı
çalışmaları sonunda kent tarihinin İsa'dan önce 7. yüzyıla kadar
uzandığı sanılmaktadır. Varlığını 13. yüzyıla kadar sürdüren kente,
halen ayakta olan anıtsal kapıdan girilmektedir. Kentin çevresi surlarla
çevrilidir. Doğal su kaynaklarından beslenen ve içi sıvalı su sarnıçları
antik çağdan günümüze kalan yapılar arasındadır. Kent içindeki bir
mağarada kayaya oyulmuş, nişin çevresi freskolarla süslü bölümün dinsel
amaçla kullanıldığı saptanmıştır. Mağara, vaftiz mağarası adıyla
anılmaktadır. Kentin doğusunda görkemli bir hamam kalıntısı vardır.
Hamamın zemininde yer yer mozaik süslemeler görülmektedir. Geniş bir
alana yayılan kentin güneydoğusunda 10 metre genişliğinde 250 metre
uzunluğunda sütunlu cadde uzanmaktadır. Caddenin kuzeyinin gölge
sağlamak için sütunların taşıdığı ahşap bir çatı ile kaplı olduğu,
güneyinin ise taş döşemeli açık yol şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Sportif oyun ve yarışmalarla ilgili bilgiler içeren çok sayıda yazıt
kalıntısından kentin antik çağın bölgedeki önemli spor merkezlerinden
biri olduğunu göstermektedir. Kentin öteki mekanları arasında tapınak,
tiyatro, akropol, nekropol, agora ve konut kalıntıları sayılabilir. Roma
İmparatoru Septimus Severus'un İsa'dan sonra 194 yılında kente
gönderdiği teşekkür mektubundan hazırlanan yazıt Alanya Müzesi'nde
sergilenmektedir. İmparator, kente saldıran haydutlar ve dinsizlere
karşı direnen Syedra halkını kutlamaktadır. Ören yerine giriş
ücretsizdir. Karayolunun bittiği yerden sonra 1 kilometre kadar yürümek
gerekir. Makiliklerle kaplı arazide tepeye doğru çıkıldıkça Akdeniz ve
Alanya kalesi tüm güzelliği ile kendini gösterir.
* LAERTES
Alanya'nın 25 kilometre doğusunda Toroslar'da bir vadi ağzında yükselen
yamacın eteğinde kuruludur. Kent, antik çağda Dağlık Kilikya olarak
bilinen bölgenin içindedir. İç kesimde olmasına karşın kentin limanı da
vardır. Laertes'te bulunan İsa'dan önce 7. yüzyıla ait ve üç yanı Fenike
dilindeki yazıt, Alanya Müzesi'nde sergilenmektedir. Kentten günümüze
kalan ve Roma dönemine ait kalıntılar arasında gözetleme kuleleri,
halkın agorada sohbet için kullandığı yarım daire biçiminde oturma
birimi, İmparatorlar caddesi, odeon veya tiyatro; Zeus, Apollon ve Sezar
adına yapılmış tapınaklar, agora, hamam ve nekropol sayılabilir. Kent
İsa'dan sonra 1. yüzyıldan 3. yüzyıla kadar en parlak dönemini
yaşamıştır. Kazılar sırasında bulunan ve Alanya Müzesi'nde sergilenen
bir askere ait diploma, geçmişteki yaşama ışık tutacak niteliktedir.
İsa'dan sonra 138 yılına ait Pamfilya Valisi'nin adının geçtiği belgede
Suriyeli bir asker 25 yıllık şerefli hizmetlerinden sonra terhis
edilmekte ve kendisine Roma vatandaşlığı ile Pamfilyalı bir kadınla
evlenme hakkı verilmektedir. Ören yeri ücretsiz gezilmektedir.
* IOTAPE
Alanya'nın 33 kilometre doğusunda ve Akdeniz kıyısındadır. Kentin adı
İsa'dan sonra 38-72 yılları arasında yaşamış Kommagene Kralı IV.Antiochus'un
karısı Iotape'den gelmektedir. Roma İmparatorları Trajanus'tan
Valerian'a kadar antik çağda kent kendi adına sikke bastırmıştır. Denize
doğru uzanan yüksekçe bir burun, kentin akropolü konumundadır. Sular, bu
bölüme bir kale görüntüsü vermektedir. Kentin yapıları büyük ölçüde
tahrip olmuştur. Akrapolün karaya bağlandığı vadide Liman Caddesi
vardır. Caddenin iki yanında üç basamaktan oluşan krepis bulunduğu ve
bunların arasında yer yer heykeller olduğu kaidelerden anlaşılmaktadır.
Heykellerin yazıtları, kentin başarılı sporcularından ve hayırsever
insanlarından söz etmektedir. Akropolün doğusundaki koyda üç nefli,
dikdörtgen planlı bir bazilika vardır. Kentteki tek nefli küçük kilise
kalıntısında ise Hagios Georgios Stratelates'in betimlendiği fresko
izleri görülmektedir. Kentin ayakta kalabilen en belirgin yapısı
hamamdır. Hamama ait kanalizasyon sistemi günümüze kadar korunmuştur.
Günümüzde antik kentin ortasından geçen şehirlerarası karayolunun
güneyinde 8 metreye 12.5 metre boyutunda bir tapınak kalıntısı vardır.
Kentin doğu ve kuzey tepelerindeki nekropolde anıt mezarların yanı sıra
tonoz örtülü küçük mezar yapıları da yer almaktadır. İotape kentin kenti
ören yerine ücretsiz girilir ve yaklaşık iki saatte gezilebilir. Antik
liman kalıntılarının bulunduğu küçük koy, denize girmek için ideal bir
kumsala sahiptir.
* SELINUS
Alanya'nın 45 kilometre doğusunda küçük bir yarımadanın yamacında kurulu
antik çağ kentidir. Kentin tarihi İsa'dan önce 6. yüzyıla kadar
uzanmaktadır. Roma İmparatoru Trajanus, Doğu Akdeniz'de Part seferinden
dönerken hastalanarak geldiği bu kentte İsa'dan sonra 9 Ağustos 117'de
ölmüş ve külleri Roma'ya gönderilmiştir. Kent bir dönem Trajanapolis
adını almıştır. Yarımadanın surlarla çevrili tepesinde kentin akrapolü
vardır. Bir sarnıcın bulunduğu zirve Akdeniz'e egemen bir manzaraya
sahiptir. Kentin agorası deniz kenarındadır. Agora yıkılmışsa da granit
sütunları görülebilir. Yamaçtaki surların içinde apsisli bir kilise
kalıntısı bulunur. Kilise Aziz Thekla'ya adanmıştır. Kentin bir başka
anıtsal yapısı da 13. yüzyıl Selçuklu döneminde kırmızı zikzak
motiflerle süslenmiş bir av köşküdür. Bu yapının da antik çağdan kaldığı
ve İmparator Trajanus'un anısına yapılmış bir mezar olduğu
sanılmaktadır. Akdeniz'e akan Selinus çayı çevresinde su kemeri
kalıntılarına rastlanır. Kentin iki hamamından biri kayalık yamacın
denize indiği kesimdedir. Tiyatro yıkılmıştır. Kentin nekropolündeki
mezarlar birer anıtsal yapı olarak Kilikya bölgesinin ölü gömme
geleneklerini en güzel biçimde ortaya koymaktadır. Antik kentteki
arkeolojik çalışmalar henüz yüzey araştırmalarıyla sınırlıdır. Girişin
ücretsiz olduğu tepeye yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle çıkılabilir.
Düzgün patika yoldan tepeye çıkacakların yanlarına su almaları önerilir.
* NEPHELIS
Alanya'nın 55 kilometre doğusunda, Muz Köyü sınırları içinde denize
doğru uzanan yüksek bir tepenin üzerindedir. Tepenin en yüksek
noktasında antik kentin akropolü ve Orta çağdan kalma kale surları
vardır. Roma döneminden kalma tapınak alınlık seviyesine kadar korunmuş
halde günümüze gelmiştir. Nephelis, odeonu, su sistemi, kireçtaşı ocağı
ve nekropol alanı ile tipik bir Dağlık Kilikya kentidir. Ören yerine
giriş ücretsizdir.
* ADANDA-LAMUS
Alanya'nın 55 kilometre doğusunda Adanda Köyü'nün 2 kilometre kadar
kuzeyindedir. Kent, yüksek ve sarp bir dağın zirvesini oluşturan iki
tepenin üzerine kuruludur. Batıdaki tepenin İsa'dan sonra 3. Yüzyıl
ortalarında Gallienus döneminde surlarla çevrildiği kentin giriş
kapısındaki yazıttan anlaşılmaktadır. Kent kapısı büyük bir kule ile
korumaya alınmıştır. Surun iç kısmında ikinci bir sur kalıntısı vardır;
bu da kentte iç kalenin varlığını göstermektedir. İki tepe arasındaki
düz alanda kentin agora, çeşme, tapınak gibi yapı kalıntılarına
rastlanmaktadır. Kentin iki tapınağından biri Roma İmparatorlarından
Vespasianus öteki Titus adına yapılmıştır. Doğudaki tepede ise kayaya
oyulmuş odalar ve büyük tip lahitlerden oluşan mezar yapıları ile
nekropol alanı vardır. Ören yerine giriş ücretsizdir.
* ANTIOCHEIA AD CRAGUM
Alanya'nın 60 kilometre doğusundadır. Antik çağda Dağlık Kilikya olarak
bilinen bölgede ve Akdeniz kıyısındadır. Kent adını, İsa'dan sonra 1.
yüzyılda yaşamış Kommagene Kralı IV. Antiochus'dan almaktadır. Kentin
kalıntıları üç yükselti üzerinde bulunur. Birinci bölümde sütunlu cadde,
agora, hamam, zafer takı ve kilise kalıntıları görülebilir. İkinci
bölüm, Kilikya bölgesine özgü mezar yapılarının bulunduğu nekropol
alanıdır. Üçüncü bölüm ise denize uzanan sarp kayalar üzerindeki Orta
çağ kale kalıntılarından oluşur. Kentin kuzeyinde mimari elemanları
görülebilen bir tapınak kalıntısı vardır. Kent merkezinde Triconchos adı
verilen üç duvarı apsis şeklinde ve dini işlevi olduğu sanılan bir yapı
yer alır. Ören yerine giriş ücretsizdir. Antik kent kalıntıları yaklaşık
iki saatte gezilebilir. |

Vera Club Hotel Paradiso
Herşey Dahil
Belek
(+90 242) 731 0743

Venüs Otel
Herşey Dahil
Manavgat
(+90 242) 756 91 21

Timo Resort Hotel
Herşey Dahil
Alanya
(+90 242) 565 42 65

Sea Life Resort & Spa
Herşey Dahil
Antalya - Merkez
(+90 242) 229 28 00

Pelit Bona Dea Beach Hotel
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 814 74 10

Özkaymak Marina Hotel
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 814 53 55

Otium Hotel Art
Herşey Dahil
Kemer
(+90 242) 815 17 50

Vera Club Hotel Lindita
Herşey Dahil
Manavgat
(+90 242) 763 85 01

Kempinski Hotel The Dome
Yarım Pansiyon
Belek
(+90 242) 710 13 00

Arancia Resort
Herşey Dahil
Alanya
(+90 242) 565 04 26 |